DİYARBAKIR HAKKINDA

Diyarbakır şehri farklı dönemlerde farklı isimlerle anılmıştır.Asur hükümdarı Adad-Nirayi’ye ait bir kılıç kabzasında şehrin adı “Amed” ya da “Amedi” olarak geçmektedir.Roma ve Bizans kaynaklarında şehrin adı “Amed, O’mid, Emit, Amide” şeklinde adlandırıldığı görülmektedir. Diyarbakır sularının taşlarının siyah olmasından dolayı “Kara Amid” diye adlandırılan şehir,Arap egemenliği sırasında “diyār” ve “Bekr” isimleri ile Diyâr-i Bekr olarak kayıtlara geçmiştir. “Diyar-ı bekr” daha sonraları “Diyarbekir”;Osmanlı’nın son yıllarına kadar daha çok bir bölge adı olarak kullanılmıştır.

1867 yılında vilayet oluşu sonrası yavaş yavaş terkedildiği, bütün bölgeyi nitelemesinin yanında merkez sancak için de (Diyar-ı Bekr) Diyarbekir adının kullanıldığı görülmektedir.Atatürk’ün trenle 17 kasım 1937’de Diyarbakır’dan Elazığ’a geçtiği gece dil üzerine yapılan bir tartışmanın ardından Türk Dil Kurmu’na gönderilen bir telgraf sonucunda yapılan çalışmayla şehrin ismi ”Diyarbakır” olarak değiştirilmiştir.

Tarih
Diyarbakır kent merkezi 7 bin 500 yıllık bir geçmişe sahiptir.Tarihin her döneminde büyük uygarlıkların, kültürel ve ekonomik hareketlerin merkezi olarak kabul edilen kent, birbirini izleyen 26 değişik uygarlığa beşiklik etmiştir.

M.Ö.3000 yıllarında Hurriler’den başlayarak Osmanlılar’a kadar uzanan yoğun bir tarihi geçmişi olan Diyarbakır’da yaşayanlar, dönemlerine ait izlerle kenti ölümsüzleştirmişlerdir.Sırasıyla Amedi,Amed,Kara amed,Diyar-ı Bekr,Diyarbekir adlarıyla anılan şehir,tarih boyunca bir çok medeniyete ev sahip yapmıştır.

Aslında Diyar-ı Bekr (Diyarbekir) adı Osmanlının son yıllarına kadar daha çok bir bölge adı olarak kullanılmıştır. Ancak merkez için kullanılan Amid isminin kullanımının özellikle Diyar-ı Bekr’in (Diyarbekir)1867 yılında Vilayet oluşu sonrası yavaş yavaş terkedildiği, bütün bölgeyi nitelemesinin yanında merkez sancak için de (Diyar-ı Bekr) Diyarbekir adının kullanıldığı görülmektedir. İ.Ö.3500 yıllarında Hitit, ve Hurrri-Mitanniler’le başlayan ve sırasıyla (İ.Ö.1260-653) Asurlular ve Urartular,(İ.Ö.653-625) Medler,(İ.Ö.140-85) Partlar,(İ.Ö.85-69) Büyük Tigran,(İ.Ö.69-İ.S.53) Romalılar, (53-226) Romalılar-Partlar,(229-395) Sasaniler-Romalılar,(395-639) Bizanslılar egemenliğinde kalmıştır.639 yılında kent müslüman arapların eline geçmiş ve 661 yılına kadar üç halife devrinde yönetilmiştir.

Daha sonra Emeviler (661-750),Abbasiler (750-869),Şeyhoğulları (869-899), Abbasiler (899-930), Hamdaniler (930-978), Büveyhoğulları (978-984), Mervaniler (984-1085), Büyük Selçuklular (1085-1093), Suriye Selçukluları (1093-1097), İnanoğulları (1097-1142), Nisanoğulları (1142-1183), Hasankeyf Artukluları (1183-1232), Mısır ve Şam Eyyubileri (1230-1240), Anadolu Selçukluları (1240-1302,bu sevirde Hülagü orduları Diyarbakır ve çevresini istila etmiş ve büyük yıkımlarda bulunmuşlardır), İlhanlılar (1302-1394), Timur (1394-1401), Akkoyunlular (1401-1507), Safeviler (1507-1515) egemenliğinde kalan kent, 15 Eylül 1515’te Bıyıklı Mehmet Paşa tarafından Osmanlı egemenliğine alınmıştır.Diyarbakır, Osmanlılar döneminde önemli eyaletlerden birinin merkezi olmuş, doğuya sefer yapan orduların hareket üssü ve kışlağı görevini görmüştür.

Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde özellikle 1.Dünya Savaşı’nın yakın zamanlarda hastalık, yangın ve sefalet yüzünden büyük sıkıntı çeken Diyarbakır; Cumhuriyet devrinde büyük ve önemli imar, sosyal, kültürel ve ekonomik hareketler yaşamıştır. 1950’lerden sonra yeni şehir kurulmuş; yollar, hastaneler, okullar ve modern yapılarla gün geçtikçe büyümüş ve gelişmiştir. Yeni şehir kara,hava ve demir yollarıyla Türkiye’nin dört bir yanına bağlanmış önemli merkezlerden biri haline gelmiştir.